Eşcinselliğe Sunulan Hormonal Gerekçeler Asılsızdır

Eşcinsellik savunucularının bu sapıklığı meşru göstermek için uydurdukları en meşhur gerekçe: sözde hormonsal dengesizliktir. “Testosteronu az, östrojen çok; ne yapsın zavallılar?” gibi, eşcinselleri acınması ve korunması gereken insanlar gibi gösterme çabalarının arkasında aslında hiçbir bilimsel dayanak yoktur. Bu hormonların az ya da çok olması, kişinin cinsel tercihini, ahlak düzeyini asla etkilemez.

Östrojenin yüksek olması bir insanı ahlaksızlığa sürüklemez. Kadınlarda östrojen erkeklerde bulunandan kat be kat yüksektir. Ancak bu durum kadınları hiçbir şekilde ahlaksızlığa sürüklemez. İffetsizlik yapmaz, günaha girmezler. Nikahlanana kadar iffetlerini korurlar. Östrojen hormonunun varlığı kadını fuhşa, çirkinliğe, yanlışlığa yönlendirmez. Erkekte bulunan östrojenin kat kat fazlası kadını hiçbir yanlış davranışa yönlendirmezken, erkekte yükselmesi hiçbir ahlaksızlığa gerekçe olamaz. Suç bir hormona yüklenemez.

Bir erkeğin geçirdiği bir kaza ya da hastalık sonucu, kolunu, gözünü kaybedebileceği gibi, cinsel organını kaybetmesi durumu da söz konusu olabilir. Tarihte de savaş yaralanmalarında ya da hadım edilme gibi olaylarda cinsel organını kaybeden erkekler olmuştur. Bu durumda vücutlarında testosteron hormonu salgılanamaz. Ancak bu kişilerin cinsel sapıklık içine girmedikleri, yalnızca cinsel isteksizlik etkisi görüldüğü açıktır.

Testosteron hormonu eksik ve östrojen hormonu normalin katlarca fazlası olsa dahi bunun ahlaksızlığa bir etkisi olmaz. Her şeyden önce hormonların etkisiyle hareket eden canlılar hayvanlardır. İnsanların ise iradeleri vardır. Akıllarını kullanarak, böylesine aşağılık, küçük duruma düşecek duruma girmekten uzak durabilirler. Kuran’a, İslam’a uyan insanların bu ahlaksızlıktan kesin şekilde uzak durmaları gerekir.

Bilimsel yönüyle baktığımızda östrojenin bir kadının ya da erkeğin herhangi bir cinsel istek duyması gibi bir etkisi olmadığı kanıtlanmıştır. Şehvet hissini östrojen hormonu değil, testosteron hormonu meydana getirir. Kadınlarda testosteron hormonu erkek ile ilgilenmesine neden olurken, erkekte aynı hormon erkeğin kadınlarla ilgilenmesine neden olur. Örneğin kadınlarda erkeklere karşı cinsel isteksizlik duyulması durumuna yönelik uygulanan tedavilerde kadına östrojen hormonu değil; testosteron hormonu takviye edilir. Aynı şekilde erkekte testosteron düşük, östrojen yüksek olması durumu erkeğin erkeklerle ilgilenmesine değil, tamamen cinsel isteksizlik duymasına neden olur. Hepsinin ötesinde eşcinsel erkeklerde yapılan hormon tahlilleri, iddia edilen gibi bir hormonsal dengesizlik olmadığı sonucunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu eşcinsellerin hormonsal dengesizliğe dair açıklamaları tamamen asılsız ve bilimdışıdır. Hiçbir dayanak noktası olmadan, insanları kandırarak eşcinselliği meşru göstermek amacıyla uydurulmuştur.

Eşcinsellik ebedi haramdır. Helal olan -nikahla- kadındır. Allah Kuran’da eşcinselliğin önüne geçmek için kadını çözüm olarak göstermiştir. Tertemiz kadın, güzel kadın varken erkeğin erkeğe yönelmesi korkunç bir hatadır ve dünyada da ahrette de sonsuza kadar haramdır. Allah erkekler için nur gibi tertemiz kadınları yaratmıştır. Erkek fıtratına tam olarak uygun olan budur. Helaliyle nikahla kadını hayatına almak, ömür boyu bakmak ve ahirette de onunla birlikte olmak bir Müslüman için en güzelidir. Kuran’da eşcinsel kavmine doğruyu anlatan Hz. Lut (as)’ın söyleri şöyledir:

“Kavmi ona doğru koşarak geldi; onlar daha önceden kötülükler işlemekteydiler. “Ey kavmim” dedi. “İşte benim kızlarım, bunlar sizler için daha temizdir. Artık Allah’tan korkun ve beni misafirim önünde küçük düşürmeyin. İçinizde hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?” (Hud Suresi, 78)